30 Nisan 2017 Pazar

Gezelim Görelim, Yiyelim İçelim: İtalya

Merhabalar, dolu dolu bir İtalya yazısı ile karşınızdayım! 
Uzun bir sessizliği yine uzun bir post ile bozayım dedim. Bu yazımda sizlere kuzeyden güneye doğru popüler İtalya kentleri gezimizi anlatacağım. Ana hatları ile kalınacak yerleri, yiyecek içecek adreslerini  ve gezilip görülebilecek hoş yerleri içeren, rehber niteliğinde bir yazı oldu. 😊
Havalar güzelleşti, gezme isteği tavan yaptı ve aldınız elinize not defterinizi, bilgisayarınızı; başladınız plan yapmaya. Buyrun bakalım İtalyacılar, sizi şöyle alalım:
İlk adım olarak seyahat planlamadan bahsetmeliyim, biz tıpkı yukarıda bahsettiğim gibi aldık elimize not defterlerimizi ve bilgisayarlarımızı başladık otel ve uçak biletlerini araştırmaya. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki eşim de ben de tur ile seyahatten çok bireysel gezilerden daha çok hoşlanıyoruz fakat geniş kapsamlı İtalya gezisi için bireysel gezi ve tur gezisi karşılaştırması yaptıktan sonra fark ettik ki arada ciddi maddi fark bulunmakta. Elbette para zor kazanılan bir şey olduğu ve daha çok gezmek istediğimiz için turu tercih ettik. Burada altını çizmem gereken bir husus var; o da seçeceğiniz turun ekstra turları size zorla ve baskı ile kabul ettirmeyeceğinin garantisini vermesi. Bizim planımız basit ve ekstraları olmayan tur paketini satın alıp yalnızca kalacak yer, kahvaltı, uçak biletleri ve panaromik turları kapsayan paket ile kalan yerleri kendimizin keşfedip gezeceği şekildeydi. Keza durum aynen de böyle oldu, bu yüzden tur şirketine teşekür etmeyi unutmadım.
Gelelim tur bilgileri ve kalacak yer listesine, tercih ettiğimiz tur şirketi Fly Express / Gezinomi oldu. İzmir ofisleri Pasaport tarafında bilginiz olsun.  
Seyahat rotamız Milano, Sirmione, Verona, Venedik, Ferrara, Roma, Floransa ve tekrar Milano şeklindeydi. Tur şirketleri uçaktan indikten sonra şehirlerarası yolculuğa uygun bir otobüs ile gezdirme ilkesini benimsiyor, ekstra tur satın almadıysanız rehberiniz ile haberleşiyor ve kentin merkezi bir noktasında buluşup otelinize bu otobüs ile gidiyorsunuz.
Kaldığımız yerleri sıralamadan altını çizeceğim bir konu var, tur ile gittiğimiz için otellerin bazıları kent merkezinden uzaktaydı ama yürüme mesafesini veya toplu taşımayı kaldıramayacak bir mesafe değildi. Bence gezdiğiniz kentlerin sosyo-kültürel dokusunu keşfetmek için kesinlikle toplu taşımayı tercih etmelisiniz. 
Otel listemiz:
Le Calandre – Venedik
B&B Hotel – Ferrara
Hotel Marranı – Floransa
Della Rotonda – Milano
Cardinal Hotel St. Peter – Roma


Milano

Avrupa’nın moda başkentlerinden biri olan Milano, bunun yanı sıra mutfağı, operası, kiliseleri ve büyük usta Leonardo Da Vinci’nin Son Akşam Yemeği freskosu gibi pahabiçilemez sanat eserleriyle de öne çıkıyor. İtalya’nın iş ve finans başkenti olsa da alışveriş, gece hayatı ve yeme içme deneyimi için de doğru adres olan Milano’da ünlü opera binası La Scala, Duomo Meydanı ve Katedrali, birçok ünlü markanın bulunduğu keyifle alışveriş yapabileceğiniz La Galeria, Porta Romano gezip görülecek yerler arasında. Bu kent alışveriş yaparken aklını yitirmelik, sokakları Chanel kokan ve son derece karizmatik insanlara rastlayabileceğiniz bir kent. Hiç abartmıyorum, kıyafetler, kozmetik malzemeleri derken gözünüz tarih ve yeme içmeyi pek de görmüyor. Hemen gezilip görülebilecek yerleri sıralamaya başlıyorum:
San Babilo Meydanı arkasındaki Via Montena Cova Pastanesinde kahvaltı,
Pahalı alışveriş mekanları için moda merkezleri: Via Montena Poleaone, Via Manzoni, Via Sant Andrea
Moda ve alışveriş haricinde kitap ve kırtasiyeleri ile de meşhur olan Milano’da bakınabileceğiniz yerler: Galleria di Vittorio Emanuele altı
Muhteşem bir sandviç için: Duomo Katedrali arkasında Beccaria Meydanı’ndaki Paniino Giusto
Harika apertafiler için: Via Terraglio’daki Bar Magenta (Gerçek Milanoluların gittiği tarihi bir yer)
Sempione Parkı’nda bisiklet turu önerilerim arasında.
Katedral haricinde görülebilecek tarihi ve sanat galerileri için önerilerim kentin kalesi ve Brera Sanat Galerisi
Frida Bar yanında güzel bir posterci mevcut - armağan almak veya evinize seçmek isterseniz.
La Rinascente terasında katedral manzaralı bir kahvaltı edebilirsiniz.









Sirmione

Rüya gibi bir yazlık belde olarak tanımlayabilirim burayı. Bana Alaçatı, Urla gibi sayfiye yeri hissi tattırdı ve çok ama çok güzeldi. Garda Gölü kıyısında huzur kokan arnavut kaldırımı sokakları, kocaman bir kalesi, enfes dondurması ve sade kent mimarisi ile size çok şey katacak Sirmione için yeme içme adresi veremiyorum çünkü kısa süre kalıp karnımız tok gittiğimiz için yalnızca dondurma yedik. 💛 İtalya'nın en büyük gölü olan Garda Gölü’nün incisi Sirmione kasabasının girişinde sizi, tarihi 13. yy’a dayanan Scaligero Kalesi karşılıyor. Begonvil çiçekleriyle kaplı binaları ve tarihi dokusu, korunmuş sokakları ile sakin bir Ortaçağ kasabası olan Sirmione, masal diyarını andırıyor.








Verona
Tam bir mistik hava sezinlediğim Verona beni mimarisi ile büyüledi. Her sokağında dokunaklı heykeller ve şahane çeşmeler mevcut. Ünlü İngiliz edebiyatçı Shakespeare'in eserine konu olmuş tarihteki en büyük aşk hikayesi Romeo ve Juliet'in evinin de bulunduğu, Roma amfi tiyatrosundan (Coloseum) sonra İtalya’daki en büyük amfi tiyatrosuna (Arena di Verona) ev sahipliği yapan UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesi'ndeki Kuzey İtalya’nın romantik şehri Verona için önerilerim: Ristorante Maffei, St Mathias Church, (birçok İtalya kentinde de rastlayabileceğiniz) Venchi Çikolatacısı. Venchi İtalya'da çoğu kentte karşımıza çıktı, muhteşem lezzete sahip enfes çikolata çeşitleri aklınızı başınızdan alacak. Eve de götürebileceğiniz miktarda fazla fazla almanızı öneriyorum. 💟












Venedik

Masallara konu olabilecek büyülü güzellikteki Venediğe, tekne ile ile yaklaşık 4 km uzunluğundaki Büyük Kanal’dan geçip San Marco Meydanı’na giriş yaparak ‘merhaba’ diyorsunuz.  İstanbul’dan getirilen granit sütunların da bulunduğu bu meydan, yüzyıllar boyunca dünya ticaretinde söz sahibi olmuş Venedikli tüccarların buluştukları ve açık denizlere yelken açtıkları önemli bir merkez. Daracık kanalları, küçük meydanları ve gondolları ile meşhur Venedik’de süslemeleri ile ‘altın kilise’ unvanını kazanan ve ön cephesini Latin istilasında İstanbul’da Ayasofya’dan sökülerek getirilen bronz atların süslediği Bazilika, mahkûmların idam edilmeden evvel son kez şehri izledikleri “Son Bakış” Köprüsü, büyük kanal üzerindeki en büyük köprü olan ve üzerinde dükkânlar bulunan Rialto Köprüsü, Venedik’in en önemli anıt binalarından Dükler  Sarayı ile 15. yy.sonunda inşa edilmiş Saat Kulesi, görülmesi en önemli yerlerden kanımca.  Su ile bütünleşmiş bu şehrin meşhur kanallarında gondol gezisi yapmadan dönmeyin bence, Gondol gezisi esnasında Cem Sultan’ın Venediklilerin elinde tutulduğu süre içinde bir süre kaldığı Salute Kilisesi’ni de görebilirsiniz.
Yeme içme için mekân önerilerim şu şekilde:
Venice Caffe Florian meşhur bir yer, In Corle dell Orso Bacarando dondurmacı önerim, La Masion’da - De La Crepe denemelisniz, spritiz içmenizi de tavsiye ediyorum. Deneyimlenmesi gereken enteresan ve yerel bir tad.
Uygun fiyatlı yeme içme mekân önerisi: Trattorio Di Fiore, Fresh Pasta To Go muhteşem bir lezzet vaat ediyor, denemeden geçmeyin; gidip yerseniz bana teşekkür edeceksiniz o kadar iddialı bir öneri.
Liberia Aqua Alta ise kitapçı önerim.
Academia Galerisi de sanat severler için uygun bir lokasyon.




















Ferrara

UNESCO Dünya Kültürel Mirası Listesi'ndeki ve bölgenin surlar içindeki en büyük Ortaçağ – Rönesans şehri Ferrara’da Via Mazzini, Teatro Comunale di Ferrara, Opera binası ve 18. yy’dan kalma Ferrara Kalesi görülecek yer arasında. Biz burada uzun süre kalmadık ve yeme içme konusunda rastgele içimizden gelen bir yere oturduk o yüzden öneri vermiyorum. Fakat ziyaret edilmesi gereken bir yer, insanda tarif edilemeyecek bir ‘kalma’ arzusu uyandırıyor.



Roma

Ah Roma! İç çektirecek kadar güzel olan Roma hakkında nerden başlasam yazmaya bilemiyorum. “Urbs caput mundi” yani “Dünyanın merkezindeki kent” olarak adlandırılan Roma; sanat, tarih, müzik, alışveriş, güneş ve yemekleri ile karşınıza çıkan, antik dönemden Rönesans’a uzanan farklı stillerdeki binalarıyla sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıyor. Mimarların birbiriyle yarışarak ortaya koyduğu eserler her mevsim binlerce turisti şehre çekerken, Roma tüm güzelliği ve estetiğiyle bu kalabalıkları bile insanı boğmadan taşıyabiliyor. Avrupa Medeniyeti’ne şekil vermiş, 23 asırlık tarihe tanıklık eden imparatorluk şehri Roma’da önce şehrin sembolü hâline gelen ve Roma İmparatorluğu boyunca gladyatör dövüşlerine ev sahipliği yapmış antik tiyatro Colosseum, imparatorluk zamanında şehrin tören merkezi olan Roma Forumu, efsaneye göre içine para atanın tekrar Roma’ya geleceğine inanılan Aşk Çeşmesi, sokak sanatçılarıyla meşhur İspanyol Merdivenleri, Vatikan (San Pietro), Castel San't Angelo -Melekler Şatosu, Navona Meydanı , Piazza Pietra Pantheon, Piazza Popolo görülecek önemli yerler arasında.
Önce Roma için müze ve galeri listesini sunacağım,  gitmeden web sitelerinden online rezervasyon veya bilet satın almanızı içtenlikle salık veririm zira aşırı kalabalık uzun kuyrukların zamanınızdan çalmanıza neden olmakta.
Barberini Sarayı, Musei Capitolini, Galerio Nazionele d’Arte Moderna, Vatikan Müzesi Sistine Şapeli.
Caffe Greco Roma’nın en eski ve tarihi cafesi. Genel olarak İtalya’da oturarak kahve içerseniz daha pahalı olabileceğini unutmamanızı araya sıkıştırmak isterim. Geri Greco’ya dönecek olursak tiramisu ve espressosu efsanevi diyebilirim. İçerisi müze tadında, hayranlıkla bakabileceğiniz çok sayıda eser mevcut.
Ristorante 34 biraz tuzlu bir mekân bilesiniz, fakat benim araştırmalarım da çok puan almış bir yerdi. İspanyol Merdivenleri karşısındaki sokakta Pastaficio isimli makarnacı cenneti mevcut, çok enteresan bir lezzet.  Da Gino güzel bir restoran.
Arte 5 tasarım ve uygun fiyatlı hediye için biçilmiş kaftan.
Lokal bar önerisi: Calisto, Bar Pace
Meşhur bir yer olarak Ferzan Özpeteğin favorisi: Le Mani in Pasta
Şarap ve peynir için: Enoteca il Goccetto
Giolitti de mis gibi bir dondurma keyfi için önerim.
























Floransa
Rönesans’ın başkenti Floransa, aynı zamanda Pinokyo’nun da memleketiymiş. Bu şirin şehirde önce portakal rengi kubbesiyle hemen dikkat çeken ve Avrupa’nın 4. büyük kilisesi olan Santa Maria Del Fiore Katedrali dikkat çekiyor. Katedralin en enteresan özelliklerinden biri de bazıları Kur’an-ı Kerim’de de zikredilen peygamber kıssalarının temsili olarak canlandırıldığı ve ‘Cennet Kapısı’ olarak adlandırılan bronz kapı. Bir zamanlar halkı parlamentoya davet etmek için kullanılan Giotto’ nun Çan Kulesi, yüzyıllar boyunca Floransa’nın politik ve sosyal merkezi olan; Michalengelo’nun ünlü Davut Heykeli’nin de bulunduğu Senyörler Meydanı, antika ve kuyumcu dükkânlarıyla meşhur Eski Köprü (Ponte Vecchio) görülecek yerler arasında. Floransa’nın eti çok meşhur, size tavsiyem yemek yediğiniz yerlerde t-bone steak siparişi verin ve mideniz et şöleni çeksin. Sanat severler için ise Uffizi Galerisi eşsiz bir deneyim olacak.















Aklıma geldikçe yer önerilerini güncellerim, kafanıza takılan bir şey olursa da alta yorum bırakabilir veya mail atabilirsiniz. 2017 yılı için konuşuyorum vize konusunda hiçbir sıkıntı çekmedik, aksine bir gün içersinde üç aylık vizemizi verdiler. Bu arada aklıma gelmişken enteresan bir detayı paylaşmak isterim, kuzeyden güneye doğru gittikçe İtalya halkında bir rahatlık gözlemlersiniz. Ülke ekonomisi kuzeydeki çalışkan kentler sayesinde dönmekte imiş ve bu sebepten ötürü kuzeyli halk, güneyli halkı pek haz etmezmiş.
Bu detayı da ekledikten sonra sizlere şimdiden seyahatinizde bol keyifler dilerim.

Sevgiler. 💓

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder