17 Temmuz 2016 Pazar

Atina'ya Komşu Ziyareti

Merhabalar,
Uzun bir aradan sonra bloğa Atina seyahatimiz hakkında, bilhassa gideceklere yardım olması amaçlı bir post bırakıyorum. Gitmeden önce nereleri gezip görmek istediğimizi tespit ederek işe başladık. Bu bağlamda gezi bloglarına göz gezdirdik, sonrasında arkeolog ve sanat tarihçisi olmamızın da etkisi ile ilk olarak müze ve ören yerlerini listeledik. Haliyle Ulusal Arkeoloji Müzesi ilk sırada yer aldı. Agora, Attalos Stoası, Hadrian Kütüphanesi, Kerameikos, Nümizmatik Müzesi, Bizans Müzesi bizim çok beğendiğimiz ve aklımızın kaldığı yerlerdendi.
İlk tavsiyem kullandığımız City Pass biletleri. (http://www.turbopass.com/ adresini inceleyebilirsiniz.) Biz buradan 3 günlük olan paketi seçtik. Turistler için şehir turu barındıran ve şehir içindeki duraklarda inip sonra tekrar binebileceğiniz bir sistem. Kullandığınız otobüslerde dil seçenekli şehir anlatımı ve wifi hizmeti bulunmakta. Öncelikle internetten satın alıyorsunuz ve mail kutunuza gelen sayfanın çıktısını alıp, havaalanına indiğinizde gişesinden zarfınızı teslim alıyorsunuz. Zarf içerisinde havalanı gidiş dönüş/şehir içinde de kullanabileceğiniz metro biletleri mevcut. Harita ve şehir tanıtım kataloğuna ek olarak müzelere giriş biletleri de bulunmakta. Dilerseniz müzelerin tam listesine siteden bakabilirsiniz. Biz Akropolis, Hadrian Kütüphanesi, Attalos Stoası, Ulusal Arkeoloji Müzesi, Nümizmatik Müzesi, Bizans Müzesi, Epigrafi Müzesi ve Kerameikos Müzesi'ni gördük.
Barınma konusuna değinecek olursam biz 3-4 ay öncesinden booking üzerinden ücretsiz iptal seçenekli rezervasyonumuzu yaptırıp http://pythagorion-hotel.gr/en/ otelinde kaldık. Best Western olması da içimizi rahatlattı. Gayet sevecen ve güleryüzlü çalışanları olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.
Uçuş firması olarak Olympic Air&Aegean kullandık. Seyahat edeceğimiz uçağı görünce hafif bir tedirginlik yaşadık, baya ufak bir uçaktı. Toplamda 50 kişi seyahat etmişizdir. Ama herhangi bir sarsıntı, aksilik vs. yaşamadık. Gayet minnoş bir uçakla, rahat bir yolculuk geçirdik. Yalnızca baş üstü bagajlarınızı koyacağınız yer biraz küçük, sığmaz ise ayak altınıza koyabilirsiniz. Söz konusu uçak aşağıda :)


Yunan mutfağına değinecek olursam, yeme içme alışkanlıklarımızın benzerlik gösterdiğini söyleyebilirim. Yalnızca bizim gibi uzun ve keyifli kahvaltı sofraları yok, daha çok hızlıca yiyip kalkmalık sandviç üzerine dayalı bir kahvaltı alşkanlıkları var. Fakat sandviçleri efsane, özellikle şehir içinde şubeleri bulunan Beneth bu konuda baya iyi. Size fikir vermesi açısından aşağıya Beneth'ta ettiğimiz kahvaltının görselini bırakıyorum. Nasıl bizim simit tezgahlarımız meşhur ise onların da Grek simitleri meşhur, görselde de bulunuyor baya hoş bi tadı var. Bizdeki sütlü simitlere benziyor. Sandviçleri genelde füme üzerine kurulu. Kahveleri de gayet iyi.

Eğlence hayatı ise Plaka Bölgesi'nde merdivenler üzerine konuşlanmış taverna tarzı eğlence mekanlarında canlılık göstermekte. Biz kaldığımız kısa süre içerisinde çok sevdiğimiz için iki kere gittik ve baya hoşumuza gitti. Taverna konseptinde tahmin ettiğiniz gibi ouzo içiliyor, bizdeki gibi meze, salata ve balık dilerseniz et,kebap çeşitleri yeniyor. Arka planda da Yunan müzikleri geliyor. Biz Sisifos'a gitmiştik, mutfağı lezzetliydi ve atmosferi şahaneydi. Kent ve tapınak manzaralı, esintili bir teras vaat ediyor sizlere. Onun için de görseli hemen bırakıyorum aşağıya. Biz üç dört çeşit balık ve Grek salatası söylemiştik. Kılıç balığı, ıstakoz, ahtapot gibi çılgınlıklara giriştik, sonucunda "bir daha asla" demedim, yine deneyebilirim tatları hoşuma gitti. Ahtapotu iki biçimde yedik, biri marine edilmiş, biri kızartma yönteminde sunulmuştu. Kendilerine münhasır lezzetleri vardı, tavsiye ederim. Üstelik fiyat açısından gayet uygun. İki kişi mezeler, salata, ana yemek ve alkol dahil 50 Euro ile akşamı kapatabiliyorsunuz. Bira ise baya baya ucuz.


Gitmişken denize de girelim dedik, plaj önerimi de iliştirip sizleri kültür sanat aleminden müze fotoğrafları ile baş başa bırakayım. Megalo Kavouri Beach tercihimiz oldu, bahsettiğim City Pass otobüsü ile gittik. Deniz aynı Çeşme Ilıca denizi. Biz gittiğimizde sakindi. Yakınında cafe/büfe tarzı bir yer bulunmakta. Tavsiye ederim.Şezlong ve şemsiye için iki kişilik ücret 8 Euro idi.
Aklıma gelmişken şehir merkezinin tam ortasında botanik bir park bulunmakta - kocaman ve huzur dolu. Parlemento binasının hemen yakınında. Sandviçlerimizi alıp çimlere serildik ve yoga/kişisel gelişim hareketleri yapan huzur dolu insanları izledik. Biz aksiyona alışık olduğumuz için bi tuhaf geldi tabi önce :) Türlü hayvan çeşitleri var ve her olaya muhalefet olup itiraz eden aslan Yunan halkı çoğu duvar yazısında olduğu gibi bu hayvanlar için de özgürlük yazısı yazmayı ihmal etmemiş. :)
Parktan fotoğrafları da hemen paylaşıyorum.


Gezilmesi gereken yerler listesini ve diğer fotoğrafları aşağıda bulabilirsiniz. Atina ziyareti düşünüyor ve aklınıza herhangi bir şey takılıyor ise bana mail atabilirsiniz. Elimden geleni yaparım. Ayrıca yazımın sonunda aklıma gelmişken belirteyim, vize başvuru dilekçesine yaz sezonu boyunca Yunan Adalarına da gitmek istediğimizi beilrttik ve eylüle kadar vize verdiler. İzmir ikametli olmamızın etkisi olabilir bilemiyorum, ama Çeşme'den feribotla gayet uygun fiyatlara adaları da ziyaret edebilirsiniz. Bizim sonraki rotamız Sakız olacak :)
Ziyaret edilece yerler listesi:
Ermou Caddesi (tıpkı bir İstiklal, iki tarafı mağazalar ile çevrili kalabalık bir cadde),
Parlemento Binası (geleneksel üniformalı askerlerin nöbet değişimi izlenebilir),
Flea Market (Bit pazarı-hediyelik eşya alınabilir),
Milli Park (söz ettiğim botanik park),
Plaka,
Kolonaki,
Monastiraki ve son olarak akropol.
Pire limanına gitmek için çok heveslenmemenizi salık veriyorum zira biz tekinsiz olduğunu ziyadesi ile test ettik. :)
Sokak ve caddeler zaman zaman tarih koksa da Atina ekonomisinin kötü olduğunu ve adeta 90'larda kaldığını gözlemleyebilirsiniz. Kent temizlik açısından zayıf. Çok göç alıp kozmolit yapıda olmasına rağmen insanları sıcak kanlı.
Kalan fotoğraflardan serpiştirerek sizlere keyifli bir gün diliyorum.
:)




















21 Şubat 2016 Pazar

Denediğim Ürünler

Merhabalar,
Bu pazar bir süredir kullandığım ürünler hakkında görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Açıkçası ben kozmetik dahil tüm ürünleri satın almadan önce bloglardan görüş okuyup değerlendiriyorum. Belki sizlere de öneri niteliği oluşturur dedim.


Öncelikle Sephora indirimine geç kaldığım için sadece lip stick ve oje alabilmiş olduğumu üzüntüyle belirteyim. Ürüne gelecek olursak, ben şekilciliğe aldanan potansiyel alıcıyım dolayısı ile küre şekline bayılarak aldım dudak balmını. Yapısı ise tamamen parlaklık vererek nemlendiren biçimde. Sephora Kiss Me ürününü ruj altına kullandığınızda rujunuz mat değil parlak bir şekilde duruyor. Yok ben ruj altına değil günlük nemlendirici olarak kullanırım diyorsanız standart bir ürün, rahatlıkla alabilirsiniz. Ama ben ikinci kez almaktansa Body Shop lip balmı almayı tercih ederim.
Rujlara gelecek olursak benim işe giderken en sık tercih ettiğim iki renk MAC She Said ve Satin Snob. She Said rengi ve kalıcılığı ile baya başarılı. Kırmızı severler derhal değerlendirmeli. Kalıcılığını ise şurdan test ettim, ben sabah makyaj yaptıktan sonra kullandığım ruju yanıma almayı unutuyorum, iş yerindeki makyaj çantamda ise sadece balm bulunuyor. Akşam iş çıkış saatine kadar (dudak kalemi sürerek ve pudra ile sabitleyerek sürdüğümü unutmayın.) dayanmış oluyor kendisi. Diğer renk ise pembe olan Satin Snob. Pembeye aşık bir kadın olarak nude tonlar veya beyaz giydiğinizde açık renk far kullanarak baya iyi durduğunu söyleyebilirim.





Göz altı kapatıcı olarak NYC Cover Stick deneyim dedim ama büyük hayal kırıklığına uğradım. Resmen renk kusuyor ve kapatıcılığı çok zayıf. Bir daha almayı geçtim kimseye tavsiye dahi etmem.
BB Krem ihityacımı sevgililer günü indirim haftasından yararlanarak Watsons kartımla aldığım Pure Beauty ile giderdim. Ürün hafif aydınlatıcı olmakla beraber orta dereceli bir kapatıcılığa sahip. Tavsiye ederim. Güneşten koruma özelliği de cazip bir diğer sebep.
Benim gibi gözleriniz küçük ise ve daha iri görünmesini istiyorsanız Flormarın 004 numaralı style matic eyeliner ürününü kullanabilirsiniz. 2 dakikada sabitleniyor ve kalıcılığına teminat verebilirim.
Son olarak fırça fiyatları genelde pahalı olduğu için ben indirim haftalarında alıp stok yapıyorum, bu indirim haftasında ise Nascita Nasbrush 0004 numaralı allık fırçasını  aldım. Hafif kesik biçimi ile allık sürümü çok başarılı oluyor. Eğimli yapısı mevcut ve kontür yapmaya müsait. Ben iyi bir fırça kullanmadan allık sürdüğümde Heidi gibi olduğum için ürün biçilmiş kaftan oldu. Tavsiye ederim, ben indirimli fiyatı ile 19 liraya aldım.



Cilt ve saç bakımı başlığına gelecek olursak, ne zamandır almayı istediğim Bioderma Sensibio H20 ürünü makyaj temizleme ve tonik olarak kullanmak için en başarılı ürün diyebilirim. Yapısı hafif yağlı gibi ama bu rahatsızlık verecek bir biçimde değil de daha çok yüz nemlendirme için bence. Yüzümü Yves Rocher temizleyici jel ile yıkadıktan sonra kullanıyorum ve rahatlık hissi beni mutlu ediyor. Bittikten sonra alırım dediğim bir ürün. Saç için ise dalgalarınızı belirginleştirebileceğiniz ve banyo sonrası ister ıslak ister kuru saçınıza hacim vermek için kullanabileceğiniz Toni&Guy Glamour 3D Volumiser ürününü şiddetle tavsiye ederim. Gerçekten verdiğiniz paranın karşılığını alıyorsunuz. Saçlarınızı parçalara ayırarak ürünü sıkıp ellerinizle bukle belirgenştirici hareketlerle sürüp biraz kurutursanız müthiş bir geri dönüş alıyorsunuz. Nemlendirici yüz kremi olarak kullandığım Yves Rocher Pure System için fikir belirtecek olursam; ürün açıklamasında sivilce izlerine tedavi sağlayan ve yok eden ifadeleri mevcut olmasına rağmen ben bu özellikleri görmediğimi söyleyebilirim. 3 haftadır kullanıyorum belki daha düzenli ve uzun bir süre gerekiyodur bilemem ama nemlendirme özelliği gayet iyi. Yüzüme akşam ve gündüzleri sürüyorum, hemen emiyor ve yumuşacık oluyor. Sivilce izleri geçirip siyah nokta engelleyen özelliklerini göz ardı ederek sadece nemlendirici olarak kullanmak üzere tavsiye ederim.
Şimdilik benden bu kadar :')
Hepinize iyi pazarlar, huzurlu ve mutlu haftalar dilerim.
Okurken size eşlik edecek mırıltılı şarkımı şuraya bırakıyorum:
spotify:track:37WUpfso86nfnSN7IkDDsM

Opera Zamanı: I Pagliacci - 'Palyaçolar'

Palyaçolar, Ruggero Leoncavallo'nun bir prolog ve iki perdeden oluşan operasıdır. İlk defa 21 Mayıs 1892'de Teatro Dal Verme Milano'da, Toscanini'nin yönetiminde sahnelenen opera, ilk defa Türkiye'de 1949 yılında seyirci ile Ankara'da buluşmuştur.
Hikâye, 1865'de İtalya'nın Calabria eyaletindeki Montalto kasabasının bir köyünde işlenen bir cinayet üzerine oturtulmuştur. Her ne kadar hikâyenin çocukken tanık olduğu bir olaydan alındığını söylese de, eserin librettosunun Catulle Mendes'in bir oyunundan alındığı iddialarını engelleyememiştir.
Operada, kıskançlığı hastalık halini almış olan bir kocanın, kendisinden oldukça küçük olan karısını ve aşığını sahnede gösteri sırasında öldüren palyaço Canio'nun dramı sahnelenmektedir. Yerli halkın önünde işlediği cinayetleri -karısı Nedda ölene kadar- seyirci oyunun bir parçası zanneder. Böylece palyaço son sahnede seyircilere döner ve "La commedia é finita! (Komedi sona erdi)" diye haykırır. Palyaçoların acılarını kendi içlerinde yaşamalarını ele alan ve bir cinayetle beraber sonu kötü biten hikâye, romantizmden ziyade realist unsurlar taşır. Bu bakımdan eserin "gerçekçilik (verismo)" akımının müziğe yansımasının önemli bir örneği olduğu söylenebilir.
Pagliacci en fazla sahnelenen operalar arasında yerini almıştır. Ünlü Enrico Caruso ve Luciano Pavarotti tarafından yorumlanmıştır.
Şu sıralarda İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde izlemeniz mümkündür. Bilet almak için www.biletiva.com 'u ziyaret edebilirsiniz. 
Daha fazla bilgi için:
Afiş olarak hem yerli hem yabancı görselleri iliştirdim :')
Mutlaka görmeniz gereken bir opera olduğunu düşünüyorum.
 


17 Ocak 2016 Pazar

Kullanıp Beğendiklerim:Scholl Velvet Smooth


Merhabalar :')
Bugün günlerden pazar ve İzmir'de felaket bir sağanak yağış söz konusu. Eeee durum böyle olunca pazar günü bakım ile geçti ve ben de kullanıp memnun kaldığım bir ürünü sizlerle paylaşmak istedim.
Ürün hepinizin aşina olduğunu düşündüğüm Scholl Velvet Smooth Ayak Törpüsü.
Ürün içinde kalem pilleri ve kutusu ile satılıyor eğer başlık değiştirmek isterseniz farklı yapılara göre değişkenlik gösteren başlıklardan alabiliyorsunuz. Elmas tanelerinden oluşan ve 360 derece dönebilen ürünü ıslak olmayan ayak derinizde bir iki dakikayı geçmeyecek şekilde gezdiriyor ve ölü derilerin döküldüğünü gözlemliyorsunuz. Ben ilk denemeden sora bile aradaki farkı hissettim. Benim kullanma şeklim duş öncesi törpüleyip duş sonrasında krem sürerek son dokunuşu tamamla şeklindeydi. Biliyorsunuz yüzümüze, saçımıza, ellerimize nasıl dikkat ediyorsak asıl kahrı çeken ayaklarımıza da bakmamız gerekiyor :') Ben üründen oldukça memnun kaldım, sizlere de gönülden tavsiye ediyorum.
İyi pazarlar dilerim ^.^