22 Kasım 2015 Pazar

Tatlı bir pazar sohbeti

Güneşli bir pazar gününden herkese selamlar :')
Bugün sizlerin de hem twitter hem instagramdan severek takip ettiğinizi düşündüğüm kelebenk ile gerçekleştrdiğimiz sohbeti yayınlayacağım.
Ben yazdığı şeylere, paylaştığı müzik listelerine, kozmetik hastalığını bilgi alışverişine dönüştürmesine hayranım, istedim ki biraz sohbet edelim. O da beni kırmadı :')
Kendisine sorduğum soruları ve onun verdiği yanıtları buraya usulca bırakıyorum, arka planda çalması için ise kendisinin playlistinden bir şarkı koyuyorum:
https://play.spotify.com/user/1199964783/playlist/60doiZIYPqoGHU1v9afmuD

-Sizce bloggerlık bir meslek midir? Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Sizin bu dünyaya adım atmanızın bir öyküsü var mı?
Tumblr'ımı (www.kelebenk.net) hala aktif olarak ve severek kullanıyorum. Ama daha çok sevdiğim görsel ve yazıları paylaşıyorum. Twitter'dan önce uzun yıllar hem blog yazdım, hem de çok sayıda blog takip ettim. O zamanlar insanlar çok uzun yazılar yazar, yazılan hemen hemen her şeye de yorum yaparlardı. Sanırım artık ne bu kadar sabrımız, ne de bu kadar vaktimiz var. Aslında artık tam anlamıyla bir blogger değilim. Hala blog yazan insanlara ise gerçekten hayranlık duyuyorum. Blogger'ın tam anlamıyla hakkını vermek için (özellikle orjinal yazılar için) birazcık fazla çalışmak ve üretken olmak gerekiyor bana göre.

-Sizin seçtiğiniz şarkıları yüzlerce insanın işe, okula, eve giderken dinlemeleri, beğenmeleri size ne hissettiriyor? Takipçileriniz için gününüz güzel geçsin şarkısı olarak bize bir şarkı seçer misiniz :)
Ya müzik dendiği zaman hayatımın akan tüm suları duruyor, ben de duruluyorum. Şu anda sadece Spotify'da "Kelebenk Down" listesini bin kişiden fazla insan takip ediyor ve bu gerçekten tek bir odada oturmuş hep birlikte hüzünleniyormuşuz gibi hissettiriyor bana. Birlikte hüzünlenmenin yanında tabii ki mutlu da oluyoruz; o yüzden günümüz güzel geçsin şarkısı da "MisterWives - Riptide" olsun.

-Kitaplığınızda "en iç acıtan", "en güzel duyguları uyandıran" ve okumaktan bıkmayacağınız bir paragrafı bizimle paylaşır mısınız?
En iç acıtan;

"Ey, iki adımlık yerküre 
senin bütün arka bahçelerini 
gördüm ben!" 

Nilgün Marmara

En güzel duyguları uyandıran;

"Sen benim yuvamsın

Yuvanım ben senin."

 Birhan Keskin

Okumaktan bıkmayacağım;

“Sakin ol. Öylece dur. Yaşamdan geç. Kentlerden geç. Sınırları aş. Gülüşlerden geç. Anlamsız konuşmaları dinle, galerileri gez, kahvelerde otur -artık hiçbir yerdesin.”

 Tezer Özlü  



-Kitaplığınızın en üst rafındaki baştan 4. kitabın 138. sayfasından bir cümle söyler misiniz? (twitterda böyle bir oyun görmüştüm çok hoşuma gitmişti)
"Doyum söylenmez; ama konuşur ve seni-seviyorum der." Roland Barthes - Bir Aşk Söyleminden Parçalar

-Mesleğinizi icra ederken sizi şaşırtan veya güldüren bir anınız var mı ve psikolog olmak sizin için bir ideal miydi yoksa öylesine mi gelişti?
Çocuklar her gün çok şaşırtıyorlar, mucizenin yeryüzündeki yansımaları bana kalırsa. Bir keresinde yere dökülen arabaları toplamasını istediğim 4 yaşındaki danışanım "3" demişti. Çünkü yerde 3 tane araba vardı ve o da toplamıştı :) Psikoloji bölüm olarak tek isteğim ve hayalimdeki bölümdü. 3 tercihimi de psikoloji alanında yapmıştım ve ilk tercihim olan Koç Üniversitesi'ne de yerleştim. Çok özlüyorum o günleri. Terapist olmaktan çok mutluyum şu anda ama ileri de rüzgar hangi alana savurur hiç bilmiyorum.

 -Ve tabii ki aşk :) sizin için ifadesi nasıldır <3
Aşk, bile bile ladesin en güzel hali. Ezbere bildiğinizi sandığınız yerde, sürprizlerin her seferinde sizi şaşırttığı bir yol.


İçtenliği ve tatlışlığı için kendisine sevgilerimi gönderiyorum^.^
Eğer müzik listelerinden veya instagramında paylaştığı tatlı Sally fotiklerinden bihaberseniz şöyle alalım sizi:
İnstagram kullanıcı adı: kelebenk
Kozmetik paylaşımları için olan hesabı: kelebenkbeauty
Spotify listeleri:
https://play.spotify.com/user/1199964783/playlist/60doiZIYPqoGHU1v9afmuD 
https://play.spotify.com/user/1199964783/playlist/6iEa9Bt7AxZShsCB0e2b7p 
https://play.spotify.com/user/1199964783/playlist/5CyeB2E3SXPV2oqL0zKrHc 












10 Kasım 2015 Salı

Saf bir mutluluk kaynağı = yemek yemek

İştahına düşkün olup, fiziksel olarak göstermeyen minik bir sinsi olarak birazcıkta severek yaptığım yemekleri sizlerle paylaşayım istedim. ^.^
İlk olarak sebzeli ve tavuklu noodle tarifinden başlayım. Tam bir makarna canavarıyım, her türlüsüne bayılırım. Başlangıç aşaması olarak kullanacağımız tavuğu önceki günden marine etmek elbette lezzeti ikiye değil çok daha fazlaya katlıyor bunu belirtmeden geçmeyim. Ben 200 gramlık bir göğüsü zeytinyağı, süt, soya sosu, sarımsak, bal ve tatlı kaşığının ucu ile hardal koyarak marine ettim ve geceden buzdolabına koydum. Ertesi gün, noodle pişmeden 45 dk önceden 180 derece fırına attım üzerine de biraz susam ve kuş üzümü serptim. Sebze olarak ise elinizde ne varsa değerlendirebilirsiniz aslında, ben en sevdiklerim olan kabak, havuç, biber (kırmızı ve yeşil) ve yeşil soğan kullandım. Varsa brokoli de çok yakışır. Jülyen yani boyuna olarak doğradım ve yeşil soğan hariç hepsini buharda kısa süreli pişirdim. Yeşil soğanı en son koydum ki rengi gitmesin, daha çok görsel değer taşısın istedim. Bir paket noodleınızı üzerinde yazan sürede bir yemek kaşığı soya sosu koyarak haşlayın (her markanın pişme süresi farklı oluyor) daha sonra süzerek servis edeceğiniz kaba yerleştirin. Heh şimdi buharda pişmiş şahane renkli sebzelerimizi ve fırından çıkmış tavuklarımızı da üzerine serpiştirelim. Minik bir uyarı olarak soya sosu tuzlu olduğu için ekstra tuz koymayın :)


Diğer tarif ise basit, sağlıklı ve lezzetten ödün vermeyen bir alternatif: salata ^.^
Bir büyük boy havucu rendeleyerek işe başlıyor, orta boy bir salatalığı küp küp doğruyoruz. Icebergi vitamini kaçmasın diye bıçakla değil elimizle ufak parçalara ayırıp salata kasemize atıyoruz; üzerine tamamen doğal zeytinyağımızı gezidirip kenarlara mandalin ve ceviz serpiştiriyoruz. En üstüne ise süzme beyaz peyniri küp küp doğrayıp (dilerseniz çeşit zenginliği yapıp dil peynir veya tulum da koyabilirsiniz) zevkinize göre baharat ekliyorsunuz. Benim favorilerim kekik ve hafif nanedir. Biraz nar da eklerseniz baya lezzetli olur benden söylemesi :)
Afiyetler olsun, yarasın, kan olsun can olsun efendim^.^



Mimardan sihirbaz olur mu?

Bugün sizlere farklı bir şeylerden bahsetmek istedim :')

1946 doğumlu başarılı mimar Nikola Bašić; bu sefer kendinden enstrüman yapımcısı sıfatı ile bahsettirdi ve ben bu öyküyü sizle paylaşmak istedim. Daha fazla merak uyandırmayıp hemen mevzu bahisin ne olduğunu anlatayım: İkinci Dünya Savaşı sırasında tarihi zenginliklerinin çoğunu kaybeden Zadar kenti, Nikola'nın ilginç eseri olan okyanus orgu eserine ev sahipliği yapmış.
Nikola, 2005 yılında tasarladığı 70 metrekarelik orgunu basamaklar ile denize kıyısı olacak şekilde konumlandırmış ve havanın basamaklardan geçerek akustik bir ortam yaratarak dalga seslerini bir müzik aletine dönüştürmüş. Basamakların altında bulunan dar oluklar, dalgalar kıyıya çarptıkça havanın iletimini gerçekleştirmekle görevli. Yani hava, mimarın elleri ile buluşup kulaklarımıza bir müzik ziyafeti ve dinginlik sağlıyor. Bence hayal gücünü iyi kullanabildikten sonra ne iş yaptığının değil işini ne kadar iyi yaptığının önemi daha büyük. :) Merakınızı görsel ve işitsel olarakta giderebilmek için bir link ve fotik bırakıyorum. Hepinize güzel ve huzurlu bir akşam olsun :)


https://www.youtube.com/watch?v=myV3E9uREuI